|
HUZUR PINARI ”İnsan seveceği kimseyi iyi seçmeli, ona göre sevmeli...” ”Kim olduğun değil, kiminle olduğun önemlidir...” www.huzurpinari.com www.serenityfountain.org 26.8.2006 |
|
İmâm-ı Rabbânî hazretleri, (İsbât-ün-nübüvve) kitâbında buyuruyor ki:
Biliniz ki, Allahü teâlânın merhametine çok muhtâc olan bu kul, ya’nî Abdül’ehad oğlu Ahmed [İmâm-ı Rabbânî müceddid-i elf-i sânî], Allahü teâlâdan, kendisini ve dedelerini ve hocalarını ve talebelerini, kıyâmet gününün azâblarından korunmasını diledikden sonra, derim ki, Peygamber gönderilmesi lâzım olduğuna ve Kur’ân-ı kerîmde ismleri bildirilen yirmibeş Peygambere inanmakda ve son Peygamberin getirdiği dîne uymakda, zemânımız insanlarının gevşekliklerini ve bunun yaygınlaşdığını üzülerek gördüm. Hattâ, Hindistânda öyle oldu ki, mevkı’ sâhibi, güçlü kimselerden ba’zısı, islâmiyyete tam uyan sâlih müslimânlara işkence ediyorlar. Peygamberlerin sonuncusunun mubârek ismini alaya alanlar ve analarının, babalarının koydukları mubârek ismleri uydurma ismlerle değişdirenler türedi. Kurban bayramında, müslimânın kesmesi vâcib olan sığırın kesilmesi Hindistânda yasak edildi. Câmi’ler yıkılıyor veyâ müze, depo yapılıyor. İslâm mezarlıkları, oyun yeri, çöplük yapılıyor. Kâfirlerin kiliseleri, eski eser diyerek onarılıyor. Onların ibâdetleri, bayram günleri, müslimânlarca da kutlanıyor. Sözün kısası, islâm dîninin îcâbları, âdetleri tahkîr ediliyor. Yâhud, büsbütün terk ediliyor. Bunlara gericilik deniyor. Kâfirlerin, dinsizlerin âdetleri, bozuk dinleri, ahlâksızlıkları, hayâsızlıkları övülüyor. Bunların yayılmasına çalışılıyor. Hind kâfirlerinin bozuk, iğrenç kitâbları, romanları, şarkıları müslimânların diline çevrilerek piyasaya sürülüyor. Böylece, islâm dîninin, islâmın güzel ahlâkının yok edilmesine çalışılıyor. Bunun sonucu olarak, müslimânların îmânları gevşemekde, inanmıyanlar, inkâr edenler türemekdedir. Hattâ, küfr hastalığının tabîbleri olan din adamları da, bu âfete yakalanmakda, felâkete sürüklenmekdedirler. [Hak Sözün Vesîkaları] |
|
Duânın makbûl olması için, beş şart lâzımdır:
1- Müslüman olmak. 2- Ehl-i sünnet i’tikâdında olmak. Bunun için, dört mezhebden birinde olmak lâzımdır. 3- Farzları yapmak. Kazaya kalmış namazları, geceleri de ve sünnetler yerine de kaza ederek, bir an önce ödemelidir. Farz namazı kazaya kalan kimsenin, sünnet ve nâfile namazları ve duâları kabûl olmaz. Yanî, sahîh olsa da sevâb verilmez. Şeytân, müslümanları aldatmak için, farzları önemsiz gösterip, sünnet ve nâfileleri yapmağa sevk eder. Namazı, vaktin geldiğini bilerek ve evvel vaktinde kılmalıdır. 4- Haramdan sakınmalıdır. Helâl yiyenin duâsı makbûldür. 5- Evliyâ-yı kirâmdan birini vesîle ederek, duâ etmelidir. Hadîs-i şerîfte, “Duânın kabûl olması için, iki şey lâzımdır: Birincisi, duâyı ihlâs ile yapmalıdır. İkincisi, yediği ve giydiği helâlden olmalıdır. Mü’minin odasında, haramdan bir iplik varsa, bu odada yaptığı duâsı, hiç kabûl olmaz” buyuruldu. İhlâs, Allahü teâlâdan başka, hiçbirşey düşünmeyip, yalnız Allahü teâlâdan istemektir. Bunun için, Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdikleri gibi iman etmek ve ahkâm-ı islâmiyyeye uymak, bilhâssa üzerinde kul hakkı bulunmamak ve beş vakit namazı kılmak lâzımdır. Hazret-i Mûsâ, Tûr dağına giderken, yolda, namaz kılıp Hakka ağlayıp duâ eden bir zâta rastlamış. Mûsâ aleyhisselâm, münâcâtında bu kimsenin affı için Cenâb-ı Hakka niyâz ettiğinde, Cenâb-ı Hakdan nidâ gelip, “Yâ Mûsâ! Ben o zâtın namazını ve duâsını kabûl etmem. Zîrâ, üstüne giymiş olduğu elbisenin bedelinde haram para vardır!” buyurmuştur. Sultân-ı Enbiyâ (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki, “Bir kimse, bir günah yapmak istese ve sonra Allahdan korkup onu terk eylese, Hak teâlâ hazretleri, o kula iki Cennet ihsân eder.” Hayvanın ve kâfirin hakkı için de, kıyâmette azâb yapılacaktır. Dünyâda helâllaşılmadı ise, âhırette kâfirin hakkından kurtulmak dahâ zor olur. Hayvân hakkından kurtulmak ise, bundan da zor olur. Bunun için, kâfirlerin mallarına, canlarına, ırzlarına dokunmaktan çok sakınmalıdır. Onların kanûnlarına da uymalı, fitne, fesat çıkarmamalıdır. [Huzur Pınarı Mail Grubu] |
|
HARAM PARAYI ALMAK Sual: Ben doktorum. Muayenehaneme, parası tamamen haram olan kimseler de geliyor. Mesela hırsızlar, sırf içki satanlar, fuhuşla para kazananlar geliyor. Bunlardan aldığım muayene ücretini kullanmamın bir sakıncası olur mu?
CEVAP Siz işinizin karşılığını alıyorsunuz. Onların o parayı nereden kazandıkları veya hangi paradan verdikleri bizi ilgilendirmez. Bilmemiz sormamız gerekmez. Yani aldığınız ücret haram olmaz. |
|
GÜNÜN SÖZÜ
“En iyi âlim, en iyi insan nakledendir, vasıta olandır. Kendinden söyleyen ve kendine bağlayan değil.”
|