|
HUZUR PINARI ”İnsan seveceği kimseyi iyi seçmeli, ona göre sevmeli...” ”Kim olduğun değil, kiminle olduğun önemlidir...” www.huzurpinari.com www.serenityfountain.org 16.8.2006 |
|
Müslimânların kahraman imâmı, Eshâb-ı kirâmın yükseklerinden, hep doğru söyleyici olmakla meşhûr, sevgili büyüğümüz, Ömer bin Hattâb “radıyallahü anh” buyuruyor ki:
(Öyle bir gün idi ki, Eshâb-ı kirâmdan birkaçımız Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” efendimizin huzûrunda ve hizmetinde bulunuyorduk.)
O gün, o sâat, öyle şerefli, öyle kıymetli ve hiç ele geçmez bir gün idi. O gün, Resûlullahın sohbetinde, yanında bulunmakla şereflenmek, rûhlara gıdâ olan, canlara zevk ve safâ veren mübârek cemâlini görmek nasîb olmuşdu. Bu günün şerefini, kıymetini anlatabilmek için, (Öyle bir gün idi ki...) buyurdu. Cebrâîl aleyhisselâmı insan şeklinde görmek, onun sesini işitmek, kulların muhtâc olduğu bilgiyi, gâyet güzel ve açık olarak, Resûlullahın “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” mübârek ağzından işitmek nasîb olan bir gün gibi, şerefli ve kıymetli bir vakt bulunabilir mi? (O vakt, ay doğar gibi, bir zât yanımıza geldi. Elbisesi çok beyâz, saçları da pek siyâh idi. Üzerinde toz toprak, ter gibi yolculuk alâmetleri görünmüyordu. Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” Eshâbı olan bizlerden hiçbirimiz onu tanımıyorduk. Ya’nî, görüp bildiğimiz kimselerden değildi. Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” huzûrunda oturdu. Dizlerini, mübârek dizlerine yanaşdırdı.) (Herkese Lâzım Olan Îmân)
Bu gelen, Cebrâîl ismindeki melek idi. İnsan şekline girmişdi. Cebrâîl aleyhisselâmın böyle oturması, edebe uymuyor gibi görünüyor ise de, bu hâli, mühim birşeyi bildirmekdedir. Ya’nî, din bilgisi öğrenmek için utanmak doğru olmadığını ve üstâda gurûr, kibr yakışmıyacağını göstermekdedir. Herkesin, dinde öğrenmek istediklerini, mu’allimlere serbestçe ve sıkılmadan sorması lâzım geldiğini Cebrâîl aleyhisselâm, Eshâb-ı kirâma, bu hâli ile, anlatmakdadır. Çünki, din öğrenmekde utanmak ve Allahü teâlânın hakkını ödemekde ve öğretmekde ve öğrenmekde sıkılmak doğru olmaz. |
|
Allah adamlarından bir büyük evliyadır,
Kalplere tesir eden nasihatleri vardır. Bu zat buyuruyor ki, (Her âhiret işinde, Mü'minin çok korkusu olmalıdır içinde. Dense ki, "Tek bir kişi, düşecektir azâba" Şöyle düşünmeli ki, "O, ben miyim acaba?" Ve yine denilse ki, "Bir kişi Cennetliktir" "O kimse belki benim" diye düşünmelidir. Zîra buyurmuştur ki, büyükler bu konuda, "Müsâvi olmalıdır, ümit ile korku da" Gâyemiz, bir kimseyi kurtarmaktır ateşten, Zira daha kıymetli bir iş yoktur bu işten. Değil ki bir insanı, yılan veya bir akrep, Yanarken görsek eğer, kurtarırız yine hep. Halbuki insan için, yaratıldı Cehennem, Bu dünya ateşinden, daha şiddetlidir hem.) (Huzur Pınarı Mail Grubu) |
|
ARŞULLUH = ALLAH'IN ARŞI
Sual: Bir kitapta okudum. (Şunlar Allahü teâlânın Arş’ında gölgelenir) deniyor. Buradan başka Arşların da olacağı anlamı çıkar mı?
CEVAP Çıkmaz. Mesela (Allahü teâlâ, salih Müslümanları Cennetine koyar, kâfirleri de Cehennemine koyar) dense, başka Cennet ve Cehennem olduğu anlaşılmaz. Yerler gökler, yıldızlar hepsi Allah’ındır. Arş’a, Arşullah = Allah’ın Arşı denmesi, Arş’ın değerinin yüceliğini göstermektedir. Kur’an-ı kerimde Mekke’nin Rabbi diye geçer. Allahü teâlânın âlemlerin, herkesin rabbi olduğu bildirildiği halde, Rabbike [Senin Rabbin] ifadesi vardır. Senin Rabbin demek, âlemlerin Rabbinden ayrı değildir. Senin Rabbin ile Mekke’nin Rabbi ifadesindeki Rab, farklı değildir. Farklı olmadığı hâlde niçin ayrı ifade kullanılmıştır? Allahü teâlâ mekândan münezzehtir. Kâbe, kıymetli, şerefli yer olduğu için Beytullah, yani Allah’ın evi denmiştir. Arş da çok kıymetli, şerefli olduğu için Arş’ın Rabbi denmiştir. Allahü teâlâ, Mekke-i mükerremeyi emniyetli kıldı. Orada kan dökülmez. Av hayvanları avlanmaz ve yaş bitkiler koparılmaz. Bunun için bu şerefli beldeden bahsederken, Mekke’nin Rabbi denmiştir. |
|
GÜNÜN SÖZÜ
“Sevap kazanmak çok mühim, kazanılan sevapları kaybetmemek daha mühimdir.”
|